Bitmiyor
Gecmiyor
Nedensizce
Asigim herhalde
Dogru mu hisslerim
Yalnis mi
Bitmiyor
Gecmiyor
Görmek istiyorum
Dayanamiyorum
Daha bir hafta dolmusken
Nasil gececek kalan 3 hafta
Sensizlige simdiden alismaya calissam
Daha cabuk kopabilirim belki senden
Bitmiyor...
Gecmiyor...
G ü n l e r
Bitmiyor, olmuyor iste
Gözyaşı
GÖZYAŞLARIm yol bulur kendine gölge köşelerde ve DUYGUSALlık bırakmaz peşimizi bir an
30 Temmuz 2010 Cuma
29 Temmuz 2010 Perşembe
O adam var ya
Bir adam var duygusalligimi seven
Bir adam var görüslerime saygi duyan
Bir adam var benimle dertlesmeyi özleyen
Bir adam var beni önemseyen
Bir adam var beni yalnisa sürükleyen
Bir adam var beni kendine asik eden
ve bir adam var simdi uzaklardan dönmeyen
Bir adam var görüslerime saygi duyan
Bir adam var benimle dertlesmeyi özleyen
Bir adam var beni önemseyen
Bir adam var beni yalnisa sürükleyen
Bir adam var beni kendine asik eden
ve bir adam var simdi uzaklardan dönmeyen
Gözyaşı
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Aci veriyor
Duygusuz. Anısız, geçmişsiz bir oda... Burada ona ait hiçbir şey yok... Yaşadığım her şeyi unutmak isterdim... Ne zaman geldim ben buraya?... Hatırlamıyorum... Hatırlamamak ne kadar güzel bir şey... Kızgın güneş pencerelerden içeri hırçın bir şekilde sızıyor... Yataktan hiç kalkmak istemiyorum... Açık pencereden sokakta oynayan çocukların sesleri geliyor... Onlarda büyüyecek, onlarda benim de yaşayacağım şeyleri yaşayacak... Belkide yaşamazlar. Dingin, huzurlu bir hayatı seçerler... Alışkanlıklarına bağlanırlar sımsıkı...Her akşam eşleriyle kapılarının önüne koydukları masalarında akşam yemeklerini yerler. Arzularına kapılmazlar... Sınırlarını bilirler... Evlerinden fazla uzaklaşmazlar. Kaderlerine razı olurlar... Öyle olurlarsa büyüdüklerinde, benim gibilerini görüp tanıdıklarında yadırgarlar; uzak, çekingen bakışlarla bakarlar... Ben hiç sınırlarımı bilmedim çünkü... Yaz akşamları sokak aralarında, evlerinin önünde basit, küçük masalarında akşam yemeklerini yiyen ailelere özenmedim... Hatta onları görünce içim sıkıldı. Daracık, küçük, kasvetli hayatlardan hep uzaklarda olma istedim... Aile sohbetleri hep içimi boğdu... Ben hep evden kaçan çocukları sevdim... Bunalan, daralan... Tutkularının peşinden giden insanları... Sıkılan insanları sevdim... Yetinmezleri... Çocukken, çok ufakken yaralandım ben... Hoşuma gitti böylesi. Çok acı çeksemde... İyi ki mutsuz bir ailede büyümüşüm derim hep... İyi ki çocukluğum mutsuzluklar içinde geçmiş... Çünkü bağlandığım şeyleri kolay kolay bırakmam ben... Mutlu ama küçük aile sohbetlerine, yaz günleri kapı önlerine konan masalarda yenen akşam yemeklerine, basit dedikodulara, küçük, gündelik hırslara bağlansaydım belki de hiç ayrılmak, kopmak istemezdim onlardan... Sıkıntıdan patlasaydım bile bırakamazdım... Çok bunaldığımda bir iki hisli şarkı söyler, bir iki duble rakı fazladan içer, sıkıntımı yersiz bulur; buldun da bunuyorsun, haddini bil, otur oturduğun yerde, bak ne güzel, her akşam evine gelen sevgi dolu bir kocan, bacaklarına sarılan şirin çocukların var, bela arama der, otururdum oturduğum yerde; hiç öyle olmasa, öyle hissetmesem bile, ne kadar mutluyum, hayat ne kadar güzel ve eğlenceli bir yer, derdim... Kendime sürekli iyi ve olumlu telkinler verirdim... Hayat böyle geçip giderdi... İyi de olurdu... Her şeyi olduğu gibi kabul eder,haddimi bilirdim... Sahi ben Niye bu kadar içtim? Neden kendime bu kadar zarar veriyorum? Ah şu beynimi bir durdurabilsem... Şu yataktan bir kalkabilsem, gidip soğuk suyun altına girip başımı soğuk suya tutup bana acı veren tüm geçmişimden kurtulabilsem diye düşünüyorum... Gidip televizyonu açıyorum... Rasgele bir kanal çıkıyor. Dolaptan bir şişe soğuk su alıp kana kana içmeye başlıyorum... Akşam kimsenin kalbini kırıp kırmadığımı düşünüyorum su içerken... Son günlerde iyiden iyiye hırçınlaşıp, alınganlaştım çünkü... Herkesin benimle uğraştığını düşünüyorum. Oysa yok öyle bir şey. İnsanlar kendilerini yaşıyorlar... Çevremdeki insanlar öyle yalnız ve öyle kırgınlar ki... Hepsinin beklentileri çok büyük, oysa hayat öyle küçük ve öyle imkansızlıklarla dolu ki, herkes koşup koşup hayallerinin, beklentilerinin duvarına çarpıyor... Kalkmak gerek... Son günlerde niye böyle oldum ben? Nerede benim o eski coşkularım? Nerede o içi içine sığmayan insan? İçimdeki büyüyü yitirdim sanki... O büyü olmadan hiçbir şeyin tadı yok sanki... Bir arkadaşım söylemişti, yirmi yaşında o büyü bitiyormuş insanda... Geriye salt, kuru gerçekler, anlamsız tekrarlar kalıyormuş... Ne ilgisi var, bir yıl önce, bir yıl bile değil, daha birkaç ay önce içimdeki bana sonsuz gibi gelen bir büyüyle bakıyordum hayata.... Rasgele açtığım kanalda Zara'nın sesini duyuyorum. Çok eski bir şarkıyı dokunaklı bir şekilde söylüyor...Birden derin bir sancıyla sarsılıyorum. Her taraftan kirli kan sızıyor bu duygusuz odaya... Bay A'nın bir sıtma nöbeti gibi kaplıyor içimi... Nereden açtım şimdi ben bu televizyonu?... Kurtulamayacağım ben bu adamdan... İçimden hiç çıkmıyor ki zaten... Yatağın içinde kıvranıp duruyorum... Yumruğumu sıkıyorum, ellerimi ısırıyorum... Tahammül edilemez bir acı bu... Neden burada, neden yanımda değil?.. Neden yürümedi ilişkimiz?... Soruların sonu gelmiyor... Olmayacak bir şey için neden bu kadar acı çekiyorum... Defalarca denedik... Koptuk, birleştik... Yeniden koptuk... Yapamadık. Dünyanın en büyük acılarını çektirdik birbirimize... Peki neden unutamıyorum onu?... Neden bir başkasına aşık olamıyorum? Onu kafamdan atamazsam kimseye bağlanamam ki... Peki neyin bedelini ödüyorum ben? Kime haksızlık ettim, kimi incittim de böylesine sonu gelmez bir acı çekiyorum? Ödenmedi mi diyetim, bitmedi mi çilem?... Şuan nerede acaba? Kimle beraber? Benim hissettiklerimi oda hissediyor mu acaba?Neden onu hep başkasıyla sevişirken düşünüyorum? Çok derinlerde yatan bir acı duyuyorum onu düşündüğümde... Ayrıca başkasıyla sevişmesinden çok, ona sarılıp uyuması bana daha çok acı veriyor. Başını onun omzuna koyması, onu koklaması, saçını okşaması... Tanrım nereden tanıdım bu adamı ben? Şeytan diyor, git evine, kır kapısını, avazın çıktığı kadar bağır, yeter de, yeter benimle oynadığın, ne istiyorsun benden de... Sars omuzlarından, canını acıt, göster ona ne kadar kararlı olduğunu, ürksün senden, şaşırsın, toparlasın kendini... Ama yapamam ki böyle şeyleri ben... Kıyamam ne ona, nede yaşadıklarımıza... Ben en fazla böyle kendimi yer bitirir, dururum. Bir şarkı duyduğumda içim ürperir, ellerimi ısırıp bedenime zarar vermek isterim. Bir sıtma nöbetine tutulmuş gibi, bütün ömrümle birlikte titreyip dururum... Bu ayrılığın bütün suçunu kendimden bilir, onun varlığında bütün terk edilişlerimi aynı anda yaşarım... İşte en çok böyle zamanlarda o sokak aralarına, ev önlerine konan aile sofralarına özeniyorum. Eşlerini bekleyen kadınlara, ellerinde dolu filelerle evlerinin yolunu tutan aile babalarına... Babalarını ta sokağın başında karşılayıp, bana ne aldın? diye onların ellerine sarılan güleç yüzlü çocuklara... Küçük, ama sağlam mutluluklara... Yoldan çıkmayan, haddini bilen insanlara... Tutkusuz yaşayıp, hayattan çok az şey bekleyenlere... Ama artık benim için çok geç... Kimse bir başkası olamaz... Yanlış bir hayat doğru yaşanmaz... Gelirse her akşam yolunu gözlerim inan... Gelirse birlikte yaşanınca sevgi tükenmez, çoğalıp artar... Gelirse ben hep onu severim... Yaz akşamları sokak arasındaki evimizin önüne masamızı kurar, çocuklarınızla baş başa yemeğimizi yer iyi ki varız, iyi ki yaşıyoruz, deriz... İçimiz sıkılınca, bir iki duble fazladan içer, bir iki hisli şarkı daha söyleriz... Elimizdekilerle yetinir haddimizi biliriz... |
27 Temmuz 2010 Salı
Yasak Ask
Gecebilecegimden fazla gecmisim kendimden
Asla cikamayacagim bir yoldayim
Yollar görünüyor her ictigim kahveden sonra
Degistir yolunu diyorlar
Bu yola devam etme diyorlar
Onlar kötü diyorum
Gidiyorum ardima bakmadan
Dümdüz gidiyorum
Tam yolun sonunu gördüm derken
Artik dönmeliyim diye düsünürken
Basa dönüyorum tekrar
Umut ediyorum sadece
Yapmam gerek en son sey oldugunu bildiigm halde güveniyorum
Ve dönüyorum tekrar o yola
Sil bastan
7 Gün oldu demesem
Günleri saymasam
Unutsam
Ne olur?
Peki...
Pesimi sen biraksan
Bu yalnistan sen kopsan
Ne olur??
Gözyaşı
24 Temmuz 2010 Cumartesi
Rüya & Kabus
Uzun uyumanin avantaji; en güzel rüyayi görerek uyanmak.
Uzun uyumanin dezavantaji; görmek istemedigin en igrenc rüyadan uyanamamak.
O kadar ki özlemisim seni be Sevgili. Ben sana Ask demisim, Sevgi demisim, Özlem demisim. Sen beni sevmissin. O kadar sevmissin ki, cikmamissin aklimdan. O kadar sevmissin ki, ben özlemimden kahrolmusum.
O kadar ki canimi acitmissin be Dost. Ben sana dost demisim, baci demisim, can demisim. Sen canimi acitmissin. O kadar acitmissin ki, cikmamissin kabuslarimdan. O kadar acitmissin ki, kin beslemisim.
Gözyaşı
Uzun uyumanin dezavantaji; görmek istemedigin en igrenc rüyadan uyanamamak.
O kadar ki özlemisim seni be Sevgili. Ben sana Ask demisim, Sevgi demisim, Özlem demisim. Sen beni sevmissin. O kadar sevmissin ki, cikmamissin aklimdan. O kadar sevmissin ki, ben özlemimden kahrolmusum.
O kadar ki canimi acitmissin be Dost. Ben sana dost demisim, baci demisim, can demisim. Sen canimi acitmissin. O kadar acitmissin ki, cikmamissin kabuslarimdan. O kadar acitmissin ki, kin beslemisim.
Gözyaşı
20 Temmuz 2010 Salı
Bir DOST mu?
Bütün fedakarliklari yaptigim bir insandan bunlari duymakta varmis demek ki. Gözümün yasina bakmaz beni yerin dibine koyarmis, ah birde türkceyi konusabilseydi. Yerin dibine koymak!
Bunca yil nasil anlamisim ben seni? Neden katlanmisim? Neden paylasmisim seninle dertlerimi? Neden anlatmisim sana en özelimi? Bile bile. Göre göre. Nasil yaptim ben ya?
Kendime kiziyorum salak gibi. Asil sana kizmaliyim. Sana "Möö" diyordum yaaa. Gercekten bir Möö kadar varmissin. Öküzden bir farkin yokmus. Ama gün gelir devran döner. Herkes ektigini bicer. Sana simdiden kolay gelsin.
Gözyasi
Gittin
Sen oksuyorsun
Hissediyorum
Degiyor elin elime
Elimi uzattikca
Gidiyorsun
Gitme!
Gözyasi
...Güvenebilmek....
O....
Ne dersin desin, kendini nasıl haklı çıkarma yoluna giderse gitsin...
İnsandır, mutlaka kendini savunacaktır, hayır yanlış anlamıssın diyecektir...
Ama, ben gördügümü, duydugumu, hissettigimi bilirim...
Bana göre,
Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır..
....duygusal...
Ne dersin desin, kendini nasıl haklı çıkarma yoluna giderse gitsin...
İnsandır, mutlaka kendini savunacaktır, hayır yanlış anlamıssın diyecektir...
Ama, ben gördügümü, duydugumu, hissettigimi bilirim...
Bana göre,
Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır..
....duygusal...
Ahmed Arif
Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım.
Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..
Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım
İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım
Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.
Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.
19 Temmuz 2010 Pazartesi
15 Temmuz 2010 Perşembe
gözlerimi yumdugumda
Rüyalarimda olacagina
yanimda olsan
Ne zaman gözlerimi yumsam
sen varsin.
Yapamiyorum.
Olmuyor.
Yardim et!
ve Gitme.
Gözyasi
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Uzaklar
Herkesin
olduğu ama kimsenin sana sen diye bakmadığı bir yere gidelim,
Bin kez
öp dudaklarımdan kurutma, Bir daha gidelim,
Ne olacaksa orada olsun,
Uzakta olsun...
O güneş istediği yerden doğsun,
Gözlerine batsın, Al beni
gidelim...
Her gece bir yıldız seçelim,
Ayılana kadar içelim
olduğu ama kimsenin sana sen diye bakmadığı bir yere gidelim,
Bin kez
öp dudaklarımdan kurutma, Bir daha gidelim,
Ne olacaksa orada olsun,
Uzakta olsun...
O güneş istediği yerden doğsun,
Gözlerine batsın, Al beni
gidelim...
Her gece bir yıldız seçelim,
Ayılana kadar içelim
Ceyhun Yılmaz
Gözyasi
9 Temmuz 2010 Cuma
Adini koyamadigim.
Avuc icini öpmek o'na ve o an'a sahip olundugu icin bir tür sükretme durumudur, ne kadar özel ve güzel oldugu anlatilamaz adeta

yasanir.
Yine geldi. Sarildi hic birakmayacakmis gibi. Birdaha asla ayrilamayacakmisiz gibi. Biliyorduk ikimizde sonu var bununda. Buda gececek ve buna da alismak zorunda kalacagiz. Biliyorduk ikimiz bu sarilmalarin bir sonu var. Ayrilik cok yakin. Ama o an sadece kokusunu ve nefesini icime cekip birakmamayi düsünüyordum. Hic cikmasini istemedigim en derin en gizli icime cektim seni. Birakmayacagim seni. Bugün, yarin ve o gün...... Birakamayacagim istesemde. Gizli Sevdamsin , yasagimsin, benligimsin SEN. Sokuldum, sokuldum ve gülümsedim yumsacik. Sayiklarcasina „Geldin sen“ dedin. „Evet geldim“, dedim. Ellerime dokundugunda animsayamadigi bir sicaklik vardi avuclarimda. Sevdi, saclarimi, alnimi gözlerimi ve yüzümü ve severken sevgi dolu o sesiyle ve o melül bakislariyla, „Ölüyorum Sana“ diye mirildandi adeta. Aglamakliydi sesi, sustu, daha fazla konusmadi. Ama bilse ki, ben direndim, kalmak ve bir nefes fazla icime cekebilmek icin nasil cabaladim. Ondan baska siginacak bir iklimim olmamis sanki. „Keske elimden birsey gelse, keske yapabilsem“, dedi. Acitiyordu icimi. O sirada egildi kapali avucularima. Acti hissedercesine icimdeki sevgiyi. „Icimi avucuna döksem, beni azicik sever miydin?“. Öpemedi avucumu. Tek dileginin bu oldugunu dile getirdikten sonra gözlerime bakti, öptü avucumda, öptü, yeniden dogruldu ve öptü avucumdan. Simdi biliyorum ki hic solmayacak avucumun icindeki öpücügün.
Ve tekrar -ama son defa degil- ayrilmanin sancisini yasiyorduk.
Gözyasi
6 Temmuz 2010 Salı
pare'me
Gözyaşı'm kızmıyorum ben sana, ve lütfen sende bana kızma...
İnceldigi yerden kopmasına gönlüm razı olmuyor sadece
Ha bugün ha yarın derken, avutuyorum kendimi onla...
...duygusal...
4 Temmuz 2010 Pazar
Buna inan. Bunu bil...
Hissettiremedigin sevgi, olmayan çabalarınla ve de sözcüklerinle anlam kazanmıyor, kazanmadı...
Buna inan...
...DUYGUsal....
....
Onca kalabalıgın içinden geçiyorum
Kimse beni tanıyamıyor
Tabi bende onları...
Kalabalık da ilgilendirmiyor beni aslında
Sen ilgilendiriyorsun sadece
Kırgınım....
Kendi yanlışını görememen, ne üzücü...!!!
...duygusal...
Kimse beni tanıyamıyor
Tabi bende onları...
Kalabalık da ilgilendirmiyor beni aslında
Sen ilgilendiriyorsun sadece
Kırgınım....
Kendi yanlışını görememen, ne üzücü...!!!
...duygusal...
Özdemir Asaf // Gitmeni Anlarim
Hayır sus !
Gitmeni anlarım ama sus !
Bahanelerini cüzdanına kaldır !
‘Gitmek zorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine topla...
Küçükken öğrenememişsin,
Ağzında yalan varken konuşma !..
Gitmeni anlarım ama sus !
Bahanelerini cüzdanına kaldır !
‘Gitmek zorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine topla...
Küçükken öğrenememişsin,
Ağzında yalan varken konuşma !..
