Seni merak ediyorum derli toplu musun? mutlu musun?

23 Şubat 2011 Çarşamba

Uzandim


Seninle yazisirken. Sen eski  günlerimizi hatirlatirken. Sakayla karisik aski(m)ni belirtirken. Benim olmadigin icin anani ayirip küfür ediyorum sana.



Gözyasi

13 Şubat 2011 Pazar

Iyi ki mi dog-dun?

Az önce baktimda sana yazilan o kadar cok yazi varki. Hic degilse bir ise yaramissin.=))

Bir dogum günün daha gecti, düsünmedim seni hic. Onlarin yil dönümü senin dogum günün oldugu icin aklima geldin. Aklima gelsende gelmesende yerin degismiyor. Aslinda yerin yok. Kopardim coktan icimdeki seni. O zamanlar hic cikmayacaksin gibi geliyordu. Ne sacmalik. Gülüyorum o zamanki halime. Yazik etmisim bosu bosuna kendime.

Neyse, sadece o zamanlar iyi anlasmamiza nazaran, dogum günün kutlu olsun Gundi.



Gözyasi

9 Şubat 2011 Çarşamba

....

Kırık, buruk bir kalbim  var şimdi..
Taşımasını  bilsen üzülmezdim bu kadar
İnandıramadım..
Kanıtlayamadım..
İyisimi yine türkülere  sığın sen






                 İçimden gelmiyorsun    benim...... 


...DUYGUsal...

6 Şubat 2011 Pazar

Olsun





Çaresiz içimde ki çocuk
Bir günah gibi hep suçlu
Senin hala ellerin soğuk
Ve yağmurlu

İçimde her gün ölen umutlar var

Olsun..
Zaten aşklar hep böyle

Sana bi söz yazdım bugün,
Yolladım rüzgarla
İçinde göz yaşı vardı
Küçücük bir kad
ınla




Gözyasi
Halil Sezai Paracıkoğlu - Olsun

5 Şubat 2011 Cumartesi

Lüge 2

Kann mir jemand sagen, warum ich auf den ganzen Scheiß eingehe? Habe ich es nötig angelogen zu werden?

Das regt mich alles dermaßen auf. Trotzdem gehe ich darauf ein. So bin ich gar nicht. Das bin nicht ich. Irgendjemand muss einsehen, dass es so nicht weitergehen kann. Dieser irgendjemand bin wohl ICH!


Gözyasi

31 Ocak 2011 Pazartesi

Kalma

F'mis hakkimda konusan
A'mis 3 vakte kadar basaracagim

O'imis bana yalan söyleyen


Tüyler ürpertici


Gözyasi

30 Ocak 2011 Pazar

Schatz.....

Bugün pazar, ben çok  özledim..

Uçağa atla gel, havaalanında  bekliyorum  demek  isterdim...:(

                                  Sevgilerimle  Davşanın....:)

 
...DUYGUsal... 

23 Ocak 2011 Pazar

Kacinmak

...


Yeni adimlar atmaktan, yeni sayfalar acmaktan kaciniyorum. Her sekilde seni seviyor olmak güzel. Dermanimsin kelimesi ne kadar iyi anlatiyor icimdekileri. 
Teyzem zamaninda baskasini seviyormus ve onu sevdigine vermemisler. Bugün olmus hala agliyor onu düsünerek, onsuzluga agliyor . Ileride teyzemden farkim olmayacak yani. Baskasini sevecegim belki ama aklimda sen olacaksin hep. Her hüzünlendigimde sana aglayacagim, simdi yaptigim gibi. Üzülmen icin anlatmiyorum bunlari...... Sacmaliyorum. Aslinda hic düsünmeden tartmadan yaziyorum. Aklimdan gecenleri hemen yaziyorum. Sacmalamis olamam bu yüzden. Dogrulardir.



Gözyasi






Vefasız yar alıp gitme elimden ellerini
Eller sevemez ben gibi yüzünde benlerini
Dermanımsın

12 Ocak 2011 Çarşamba

Kördügüm



...


bir kördüğüm ki içim, çözdükçe dolaşıyor


...








Gözyasi

Kararsizlik ani || (Performans düsüklügü =))

Tuhaf düsünceler icindeyim. Hergün cesit cesit rüyalar görüyorum. Rüya tabirlerinde takip ediyorum isim gücüm yokmus gibi. Hicbiri ic acici birseye isaret olmuyor. Korkulairmi dindirmiyor hicbiri. 


Dogru kisimi? Dogru degilse bu kadar tesadüf bir araya gelirmiydi? Isinamiyorum aslinda. Belkide onu düsündügümden. Oysa o beni herkese anlatiyor. Anlat anlat bitiremiyor.  Gözleri isildiyor gördügünde beni. Veda ederken agliyor. Degerimi bilirmi? Bende herkes gibi oluruna biraksam. Hayat memat meselesi yapmasam,


Onu unutursam buna alisirim.




Gözyasi

21 Aralık 2010 Salı

Yanyana bile  gelememişken....


Belki şimdi, Belki asla....






.....DUYGUsal...

19 Aralık 2010 Pazar

....vicdan azabı...

Amacım  sevmekti seni,
Tutup  arabanın  altına  attın sen kendini...
Bir de uçamazken,canını  verdin  feci  şekilde....
Neden kii????  Nedenn   beni  bulur  böylee  saçmalıklarr?????
ooofff offffff..........
nasıl  affedeyimm kendimiii?????


...DUYGUsal...

17 Aralık 2010 Cuma

--Geç bile kalındı--

Bu yalnızlık,   ben böyle olsun  istedigim  için.

Çoğu  kişiyi çıkarıyorum  listemden,   bunu  da kendim  istedim.

Degişmeye çoktan karar  vermiştim..  Geç bile  kalındı hatta.  Çevremde  çok  insanların olması, beni  iyi bi yerlere  getirmedi.
Getirmeyecekti de...
Bunun bilincinde olarak yapıyorum bi çok  şeyi
Çoğu zaman  iyi  günlerimde  yanımdaydınız.  Bunun  için bile olsa, sağ olun.
Lakin, bende ona göre  davranmak zorundayım....!


Sildiğimi  siliyorum..
Görüşmüyorum..
Yanıt da  vermeyecegim...

                 O kadar daralttım ki dünyamı.
                  Kendim bile inanamıyorum.....



....DUYGUsal....

10 Aralık 2010 Cuma

Yazmayi istememek mi?



Bitti, yani öyle görünüyor ve cokta zor oluyor. Sen ne denli özlüyorsun bilmiyorum ama ben cok özlüyorum. Bu duyguyu daha önce bu denli tatmamistim. Hem güzel hemde aci. Alisamadim, ama kendimi kandiriyorum alistim diye. Yalnis degildi, mecburdun ayrilmaya ve dogrusuda bu. Sen hep diyordun ya, ... söylee lütfen, diye. Söylemedigime cok pismanim .... Söylenmesi gerekenleri söylemek icin gerceten zaman cok kisaymis .... Senle bana ayirilan zaman cok kisaymis. Kac defa yazdim yazdim sildim. Son yazdigim, "Darf ich nicht mal wissen wie es dir geht?", bu bile cok görülüyor bana. Kendimi teselli edecek seyler ariyorum. 

Ben tersine yaptigim hic birseyi yalnis olarak adlandirmiyorum. Ne benim nede senin. Hepsinin aciklamasi vardi cünkü. Baskasina yapabilecegim bir aciklama olmasda kendime yapabilecegim bir aciklamasi vardi. Hissettiklerimi bir ben biliyordum cünkü. Hem iyi hemde kötü yaniyla sadece ben biliyordum. Simdi de acisini cekiyorum hissettiklerimin. Hakettim. Seni suclamiyorum. Sonu böyle olacakti biliyorduk bunu. Kendimi buna coktan hazirladigimi saniyordum yinede canim acidi. Demekki yeterince hazirlamamisim kendimi. Ben hic kendime sansür uygulamayi düsünmüyorum bile. Hayatimin hicbir döneminde bu kadar sık agladigimi hatirlamiyorum. Ayrildigimiza, yada kararina aglamiyorum. Caresizligime, sensizlige agliyorum. Söyledigin parcalarla özlem gideriyorum kendimce. Icim o kadar dolu ki yinede yazamiyorum cogu seyi. Nerden baslayacagimi bilmedigimden belkide. 

Dedim ya, sansür uygulamak yok. Calismaya basladigimiz o ilk gün geliyor aklima. Sonra haftalar gectikce olusan düsüncelerim. Engel olamadigim duygularim. Askin Divanesini söyledigin gün. Senin gitmeni bekleyip türküyü caldigim an. Ince düsüncelerin, güldürmelerin, sohbetin ve bakislarin. Bana baktiginda hissetiklerimi anlatamiyorum, kendime bile anlatamiyorum. Odanda calistiginda bana baktigini yakaladigimda "yalnis görmüssündür Buket, sana bakacak degil herlhalde" dedigim zamani hatirliyorum.
Sonra isten erken ciktiginda icimin tuhaf olusuna hep bir aciklama yapmaya calsitigimi hatirliyorum. Daha evel bu kadar cekindigimi hatirlamiyorum birisinden. Bunun aciklamasi olmasi gerekir diyordum kendime. Aciklamasi hissetiklerimmis bilmiyordum. Yok yok biliyordum ama bilmiyordum. "Evrah-i ezelden" videosunu yayinladigin gün. Yayinladigin video ya bakmam icin gönderdigin mesaj ve seni cekenin --- oldugu icin kiskanclik krizlerim geliyor aklima. 

Sonra gitmeye karar verdigin gün geliyor aklima. Gitmeye karar verdigin ve gittigin güne kadar olanlari hatirlamiyorum. Veda ederken beni öptügünü hatirliyorum. Bir yandan yalnis yapmaktan kurtulduguma sevinirken bir yandan senden ayrildigima üzülüyordum. Asil sen gittikten sonra hissetiklerimin yogunlasacagini bilmiyordum. Sonra bana acilmadigin halde ilk "Seni seviyorum" dedigin geliyor aklima. "Bende seni" diyemedigim icin canim aciyor. Offf ---, hisslerini saklamak o kadar zorki, yalnis yapmamak icin cabalamak o kadar zor ki. Gerci kime anlatiyorum ben. Sende en az benim kadar biliyorsundur bu duyguyu. Her defasinda beni görmeye geldigin geceler. Seni görebilmek icin söyledigim yalanlar. Kulagimdan gitmeyen --- diyisin. Gittigimiz, gezdigimiz yerler. Senin yaninda olmak icin can attigim anlar. Kiskanmalar, paylasmalar..... Yazmayi isteyip yazamadigim seyler o kadar cok ki. Kisacasi seninle oldugum her an geliyor aklima. Unutmamaya cok kararliyim galiba.

Aradigim bütün özellikler sendeydi. Okdugumda beni anlatan tek cümlenin bu oldugunu anladim "Hic kimse senin kadar fikrime huzur degil". Bu iki kelime agzima her geldiginde yuttugum icin özür dilerim, Seni Seviyorum. 

(Gönderip göndermeme arasinda gelip gidiyorum yarim saattir, beklentim oldugundan degil sadece bilmeni istedigim seyler. Unutmusum, Öpüyorum ---m.)



Göuyasi

2 Aralık 2010 Perşembe

...Teselli(siz)....

Yine  geldim...
Gidişim kolaydı da,   gelirken yine  zor  geldim....
Aaaahhhh  Babaaaa..............
Sen bile  kendinii  tutamazken,   süzülürse   gözyaşların
Ne  ile   teselli  olurum,  bilmem........


....DUYGUsal....

Dream

Neden beklemedin? Neden gittin? Ben seni görecegim diye hizli hizli ilerlerken (Verein). Offffff...
O arabayi öyle kullanma, öleceksin birgün. Seni seviyorum !


Gözyasi

24 Kasım 2010 Çarşamba

Aglamiyorum

Aglamiyorum, sadece gözüme yine birsey kacti...


Gözyasi

22 Kasım 2010 Pazartesi

Yollayamadigim




Darf ich denn nicht einmal wissen wie es dir geht oder möchtest du denn nicht wissen wie es mir geht? Man gewöhnt sich daran. Besser gesagt man weiß, dass man sich daran gewöhnen muss. Kendine laf gecirebiliyor insan. Mecburiyetten. 




Gözyaşı

17 Kasım 2010 Çarşamba

Okul - Kurban

Su okulu bitireyim, kurban kesecem.... Burada yazayimda unutmayayim daha sonra verdigim sözü... =))


Gözyasi

14 Kasım 2010 Pazar

cevap verememe

'Vallahi iyi dayaniyorsun', derken !!!
16 gündür ....... neysee.


Es soll dir nicht leid tun. Ich möchte es nicht.

Gözyasi

Gitmeseydin...Görmezdim

Ya neden agliyorum ki? Bilmiyormuydum? Biliyordum!

Canim cok aciyor. Taa derinden bir sizi, adi koyulmus. Sensizlik!
Icimde yanan aski benimseyemiyorum. Kendimi kandirmakta üstüme tanimam.
Anlatmaya cesaret edemediginde yazmaya basvuran yüregim, bu defa onu bile basaramamanin ezikligini yasiyor icinde. Istedigimde dokunamamanin acisini yasiyor, belkide pismanligini.

Zaman dursa?
Hic akmasa?
Gitmesen?


Gözyasi

12 Kasım 2010 Cuma

K.I


Biliyorsun değil mi ? , Seni benden sormayacaklar,
Nikah düşmeyecek ikimize,
Zina sayılacak, aklıma her düşüşün,
Tenlerimiz helalleşmişti oysa...

Küçük İskender


Gözyasi

10 Kasım 2010 Çarşamba

Ödül almak ne güzel



Bloglar arasi verilen ödüle bizide layik görmüsler. Sevgili **http://laurelvehardy.blogspot.com** bize ilk ödülümüzü vermis bulunmakta. Herkese duyurulur huuuuuuu. =)
Sadece 15 kisiye bir ödül verebilmek cok zor. Hayatina yeni hikayelere yer veren herkese gelmesini istiyorum bu ödülün. Yazmaya ve anlatmaya kendini yoranlara. 
15 kisiyi bir araya getirmek cok zor. Birkac ödül dagitmak istiyorum aslinda sadece. Cünkü tek korkum, ödülü gercekten hak edenin degerinin düsmesi. Her Blogger sitesine girdigimde tikladigim birkac Blog var onlari sizinle paylasiyorum ve son olarak tekrar tesekkür ediyorum. 
Gözyasi
ve izlemeye aldigim ve almadan izledigim diger Blogcular'a gelsin bu kücük ödülümüz. =))



Ödülün kuralı gereği: Ödülü kabul edin,ödül verenle blogunuzda bağlantı kurun. Ödülünüzü ,15 blogçu arkadaşınızla paylaşın,genel bırakmayın. Seçtiğiniz 15 blogçu arkadaşınızla iletişim kurun,seçilmiş olduklarını bildirin

4 Kasım 2010 Perşembe

Beynimin bana oyunu

O kadar beynime islemissin ki hep merkezindesin. Tüm beyin hücrelerimdesin.
Beynimin bana oyunumusun yoksa icin icin kanayan düsüm mü?

Gözyaşı

2 Kasım 2010 Salı

Hazirliksiz yakalandim



Er yada gec karsi karsiya gelecegim ayriliga hazirliksiz yakalandim. Icimdeki ben her defasinda gurura yer yok bu iliskide dedi bana. Duyabiliyordum onu cok net. Böyle olacagini, böyle son bulacagini biliyordum. Korkum ansizin ve aniden olmasiydi. Hazirliksiz yakalandim bu ayriliga.






Gözyaşı

1 Kasım 2010 Pazartesi

Herşey üzerime  üzerime  gelirken,

Bari sen   rüyalarıma gel de,

Bir  damla  mutluluk  serpilsin  yüregime....

Anne...


.....DUYGUsal...

31 Ekim 2010 Pazar

__ Her  seferinde  birilerine  kalbim kırılıyor...
    Toparlayamıyorum  Anne...
    Yalnızlıgımı da  paylaşamıyorum
    Kimse yok ki  Anne..


__ O zaman  gel  Kızım.....
    Belki de  tamamenn  Annee..



....DUYGUsal..

29 Ekim 2010 Cuma

Son verildi

Sonsuz bir ucurumun basindayim sanki
Hic bitmeyen bir gecenin kör bir saati
Karanligin icinde görüyorum onu
Gidisini görüyorum
Kokusunu duyuyorum
Giderek uzaklassada benden
Kokusu kaliyor biryerlerde
Gitme (...) diyorum fayda etmiyor
O gidiyor kokusu kaliyor
O gitmeden ben gitmeliyim diyorum
Ben gitmeliyim biryerlere

(Alinti)
Gözyasi

22 Ekim 2010 Cuma

...Kabuğum da....=)

Kendimi herkese anlatmaktan yorulan ben...
Şimdi kendi kabuğumda...
Artık hiçbir  şey    beni  sarsmıyor, üzmüyor,  yormuyor... yaralamıyor
Şaşırtmıyor...
Öyle çok insan var ki,
Hepsinin  dogru bildigi  yanlış çok
Kusuruma  bakılmasın,  ama
Benim
kimseye
tahammülümm  yokkkk.........


.....DUYGUsal....

7 Ekim 2010 Perşembe

Olaydim

"Olaydim olaydim
Cesedinin tabutu vay"


Dersteyim, film izliyoruz. Oda karanlik. Kimse göremiyor kimseyi.
Agliyorum, kimse bilmiyorun.
Canim yaniyor kimse söndürmüyor.



Gözyaşı

23 Eylül 2010 Perşembe

.... eskiye özlem...

Eskiye özlem başladı  bile, özlüyorum  anıları....
Yaşarken degerini   bilemedigim dakikaları...
Hatta  bazen saniyeleri
Anılar  dogdugum  yerde, insanlar  oldugu  yerde  halbu ki...
Düşünüyorum, dünü,  bugünü, yarını...
Düşünüyorum  geri  gelmeyecek  tonla yaşananları....




....Duygusal....

14 Eylül 2010 Salı

...Göze alabilecek misin...

İlk  gün ki  gibi  mi  duyguların?
İlk  gün ki  gibi  sevebilecek  misin  beni..
Yine, yeniden...
Hiçbirşeyi degiştirmedin  degil mi kalbinde.?
Geç buldun beni..
Çabuk kaybedebilecek misin..
Sahip çıkacak mısın, koruyup  kollayacak mısın?
Ben  sevildigimi  hissedebilecek  miyim, taa oralardan..
Sana da, yüzlerce kilometre vız gelecek mi.?
Bekleyebilecek misin,  annem  gibi, babam gibi..


sonra  ben sana  canım, can yoldaşım,  arkadaşım  diyebilecek miyim???
Diyemeyeceksem.....????
Yolun  başından  dönebilirsin  geri....

...Duygusal...

11 Eylül 2010 Cumartesi

İsmimi  koyan adam...
Bu  ''DUYGU'' olsun  diyen adam...
Bayram gelmiş, onca kalabalıgın içinden yalnızca   seni  gördü  gözlerim
Öptüm...  Zaten senin de  gözlerin çoktan doluydu..
Herkes  sana  cephe  almış da, bir ben  suçlayamıyorum seni
Bir ben, kin gütmüyorum sana
Hemde, incindigimde  hiç affetmeyen  oldugum halde.!!!

__ Ben  gidiyorum...
     Çökmüşssün de zaten... Tutamıyorum  kendimi
__ Gelecegine bak, kızımsın sen benim.
__ Sende  degerlimsin  amca...
     İşte  bak bu numaram.
     Bundan sonra  telefonda  görüşelim olur mu???

      Dayanamıyorum  sana....


....DuyguSal...



    

1 Eylül 2010 Çarşamba

Iyi ki dogdun.

Iyi ki varsin, iyi ki sevmisim seni. Iyi ki tanistirmis bizi. Dogupta beni tanimamis olsaydin beni ne ilgilendirir dogmus olup olmaman degil mi? =))

Her yasin sana kat kat ayri mutluluklar getirsin. Dogum günün kutlu olsun Askitoooom.

Gözyasi

26 Ağustos 2010 Perşembe

...BAŞARI'M...

Olmaz diyordum...
Yapamam, gidemem, uzaklaşamam....
Uzaklaşılıyormuş  işte, gidiliyormuş  işte.
Gidiyorum  işte.....

İSTEDİM, GİDİYORUM
Herşeyi sil baştan yaptım, söylentileri  kulak  arkası  yaptım..
Duydum, duymamış  gibi yaptım.
Kendi   dogrularıma  güvendim

İSTEDİM..  BAŞARDIM
Bir düzenim olsun  istedigim için  gidiyorum
Bu  şehri  sevmedigim için  gidiyorum
Sokaklar birşeyler hatırlatmasın diye  gidiyorum

AMAA AKLIM  BAŞIMDA!!!
Başım dik..
Gelecegim için  gidiyorum..  Hayallerimi kuruyorum..
Hep bir saglıkçı  olmak istedigim için gidiyorum
Olgun  duygu'm la  gidiyorum....

Hakkımda konuşmayın....
oraya  gidince  degişmeyecegim..
''neysem o''  olacagım..
Kimseye yük olmayacagım..
Güzelligim de aklımda  yerinde
Laf getirtmeyecegiim....!!!


SAKARYA.....
Seni de, daha  gitmeden  sevmeye  çalışıyorum.....=)




.....Duygusal....

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Iki iyi haber.

Geldigine sevindim. Kalbim güm güm dü bütün gün. Hissediyordum sanki varligini.  Görmedim, duymadim ama burda oldugunu biliyorum, buda yetti zaten.


Iyi oldugunuza sevindim. Biraz olsun rahatladim. Iciniz buruk biliyorum ama güclüsünüz, direnclisiniz ve en önemlisi kararlisiniz. Hep böyle olun. Sizi seviyorum.


Gözyasi

19 Ağustos 2010 Perşembe

Kilic Günü

Cocukluk aski derlerdi. Hala var mi öyle birsey? Hep ayni dereye düserdi, iterdim öyle. Sonra o yanagindaki yosunlarla kalkar bana gülümserdi. Cok severdim onun halini. Yapisikmisiz da ayri kaldigmizda bizi bir kagit gibi yirtarlardi sanki.

Birkeresinde bizim eve girmisti. Kac yasindaydik? 'Buzdolabi bile sizin evden daha sicak' dedi bana. Öyleydi de zaten, mezar gibi. Simdi, simdide pek farkli sayilmaz, Dogudum, büyüdüm, benim olmayan hersey ondaydi, Onu ben cok sevdim. Dandik bir yesil cam filmi demisti birkeresinde birisi. Olsun dedim, en sevdigim film o. Öyle saf, temiz, el degmemis birsey.

Onun evli oldugunu bilmiyor muyum? Hayir, biliyorum. Benden gizledi mi? Hayir! Ne mi düsünüyorum? Düsünmüyorum! Düsünmüyorum tamam?

Hem birdakika neyi düsünmeliyim? Neyi kafaya takmaliyim? Nisan tasi butiklerdeki gecen dedikodulari mi. Yoksa medeni kanunun bilmem kacinci maddesini mi? Intikam, ihtiras, özgürlük, sahiplik! Benim kafaya takacak daha iyi sorunsallarim var. Down sendromlu diye bes yasinda surtina yastik basilarak bir kiz cocugunun ölümüne ne dersin? Dünya ne sekilde ve nereye dönüyor olursa olsun, O istese bile ben ondan vazgececek degilim.


Kilic Günü



Dizi güzel midir degil midir hicbir fikrim yok. Sadece bu tanitim fragmani cok hosuma gitti. Kadinin oyunculugunu begendim. Paylastim.

Gözyasi

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Dogi, sende mi gittin?


Tamam iste iki gün oldu yoksun artik. Yokluguna alismali ve inanmaliyim degil mi?  Inanmiyorum. Inanmak istemiyorum. Sanki cikip yine bana "Maus" diyecekmissin gibi geliyor. Ne yaptin sen bize be Dogi?? Yapilacak seymiydi bu simdi? Ihmalkarliklarin sonu bu kadar mi aci olmaliydi? Ben ten önce kime ugrayacagim? Peki ya cikisinda kime dert yanacagim isin coklugundan? Peki ya is yerine geldiginde kime tanimiyormus gibi davranacagim? 
Peki ya kizin ne olacak? Düzelecek mi? Kabullenecek mi? Oglunun akli erdiginde ve oyalanacak birseyi kalmadiginda ne olacak? Devi sensizligin yükünü tasiyabilecek mi? Kime siginacak, kime derdini yanip sirrini anlatacak? Dogi neden ya? Neden sen? 

Kötü haberi veren adami iki saniye görsemde yüzünü unutamiyorum Dogi. Olmuyor iste. "Es tut mir leid" demesi gitmiyor kulaklarimdan. Bekledim ben o iyi haberi. Devi hep gözyaslari icinde diyordu,  ben biliyorum ne diyeceklerini sizede söyleyeyim mi diye. Zor susturuyorduk Dogi onu. Duymak istemedigimi söyledim ona kac defa. Iyi düsünmesi gerektigini söyledim. Olmadi Dogi. Dedigim cikmadi. Hakli cikan Devi oldu.  Halbuki olmamaliydi.

Seni özlüyoruz, farkindasin degil mi? Mekanin cennet olsun. Ordan sevdiklerine iyi bak olur mu Dogi? Dogi yaaa, offffff.


Gözyaşı




12 Ağustos 2010 Perşembe

... Hayırlısı, kader, kısmet........

İçime dogmuyor... 

Yapamayacagım,  gidemeyecegim,  uzaklaşamayacagım..
Uzaklaşmak hiç bu kadar zor  degilken  hemde..
Kimden? Neyim eksik?? Öyleyse  neden BEN...
Olmayacak. Biliyorum..
Ama olmuyorsa da olmuyor demek ki...
İnsanlara  büyük yalan  söyledigimi  hissediyorum  artık.. Hemde   hergün..
İyiyim diyorum. Yalan ki..!!!
Kimse  kimsenin  halinden anlamaz kii???
Herşeye HAYIRLISI  deyip geçiyorlar  ya...???
Evet  hayırlısı deyip, avutmak istemiyorum  artık, ben  beni, kendimi....



...duygusal...

Ayiplanan Günah

Sana sadece uzaktan bakıyor olmak,
Ölen bir yakınını karşında görüp, ona dokunamamak!

Kimseye anlatamayacağım kadar özel,
Anlatsam herkesin ayıplayacağı bir günahsın sen.
...Durmam gereken bir kırmızı ışık,
Yüzleşmek için can attığım geçmişimsin şimdilerde işte sen…

6 Ağustos 2010 Cuma

Koparilan cicekler

Iyiki vaaaaarsiiiiiiin

iyikii sevmisiiiiiiiimm seniiii

hem aldiiiiiin

hem caldiiiiiiin

helal helal sanaaaaaaa

3 Ağustos 2010 Salı

Ince ince. Nezle. Özlem

Basim yastiga degince
Yas süzülür ince ince


Nezle olmusum, bütün gün hapsirip duruyorum. Bogazim kapali bir yandan burnun akiyor öbür yandan. Halsizlik felan derken kendime gelemedim bugün daha. Yarinda böyle gecer ondan sonra düzelirim herhalde. Neden böyle oldugumu biliyorum aslinda. Kendime dert etmeye ne kadar merakliyim. Hic üstüme tanimam bu konuda. Birde araya özlem girince.

O kadar yogunlasti ki bu özlem duygusu. Bugüne kadar böylesini yasamadim desem yeri. Canimi acitiyor. O denli büyük bir özlem. Sesini duyamamam. Bu durumda yanimda olamaman.
Artik yazamiyorum bile. Yazmaktan haric yapabilecek birseyim olmadigi halde.

Bekliyorum.
Sabirliyim ama ne kadar sürer bilmiyorum.


Gözyaşı

...Seni Tanımıyorum....

Birileri geliyor, yanıma sokuluyor...  O iyi  mi kötü mü  bilmiyorum.....

İyiye dair  de birşeyler yapmıyor, kötüye dair de...

Bana bakıyorr, bakıyorr, bakıyor..

Sonra öyle bir konuşuyor ki, dilim  tutuluyor.

Çogu konuştuklarını  anlamsız  buluyorum

Ama beni  büyülüyor...

Giderken öpücük kondurmayı da  unutmuyor...

O öyle  biri  ki,  sanki hep  onunlaymışım...

Ama  ben  onu  hatırlamıyor....



...Duygusal...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Sende mi gidiyorsun?

Bugün agladikca bir omuz aradim, omuz bulamayinca birde omuz bulamadigima agladim. Bir kisiyle daha mi vedalasmak zorundayiz? 




Gözyaşı





30 Temmuz 2010 Cuma

Gecmiyor Günler

Bitmiyor
Gecmiyor
Nedensizce
Asigim herhalde
Dogru mu hisslerim
Yalnis mi

Bitmiyor
Gecmiyor
Görmek istiyorum
Dayanamiyorum

Daha bir hafta dolmusken
Nasil gececek kalan 3 hafta
Sensizlige simdiden alismaya calissam
Daha cabuk kopabilirim belki senden

Bitmiyor...
Gecmiyor...
G ü n l e r

Bitmiyor, olmuyor iste


Gözyaşı

29 Temmuz 2010 Perşembe

O adam var ya

Bir adam var duygusalligimi seven
Bir adam var görüslerime saygi duyan
Bir adam var benimle dertlesmeyi özleyen
Bir adam var beni önemseyen
Bir adam var beni yalnisa sürükleyen
Bir adam var beni kendine asik eden
ve bir adam var simdi uzaklardan dönmeyen



Gözyaşı


28 Temmuz 2010 Çarşamba

Aci veriyor

Duygusuz. Anısız, geçmişsiz bir oda... Burada ona ait hiçbir şey yok... Yaşadığım her şeyi unutmak isterdim... Ne zaman geldim ben buraya?... Hatırlamıyorum... Hatırlamamak ne kadar güzel bir şey... Kızgın güneş pencerelerden içeri hırçın bir şekilde sızıyor... Yataktan hiç kalkmak istemiyorum... Açık pencereden sokakta oynayan çocukların sesleri geliyor... Onlarda büyüyecek, onlarda benim de yaşayacağım şeyleri yaşayacak... Belkide yaşamazlar. Dingin, huzurlu bir hayatı seçerler... Alışkanlıklarına bağlanırlar sımsıkı...Her akşam eşleriyle kapılarının önüne koydukları masalarında akşam yemeklerini yerler. Arzularına kapılmazlar... Sınırlarını bilirler... Evlerinden fazla uzaklaşmazlar. Kaderlerine razı olurlar... Öyle olurlarsa büyüdüklerinde, benim gibilerini görüp tanıdıklarında yadırgarlar; uzak, çekingen bakışlarla bakarlar...

Ben hiç sınırlarımı bilmedim çünkü... Yaz akşamları sokak aralarında, evlerinin önünde basit, küçük masalarında akşam yemeklerini yiyen ailelere özenmedim... Hatta onları görünce içim sıkıldı. Daracık, küçük, kasvetli hayatlardan hep uzaklarda olma istedim... Aile sohbetleri hep içimi boğdu... Ben hep evden kaçan çocukları sevdim... Bunalan, daralan... Tutkularının peşinden giden insanları... Sıkılan insanları sevdim... Yetinmezleri...

Çocukken, çok ufakken yaralandım ben... Hoşuma gitti böylesi. Çok acı çeksemde... İyi ki mutsuz bir ailede büyümüşüm derim hep... İyi ki çocukluğum mutsuzluklar içinde geçmiş... Çünkü bağlandığım şeyleri kolay kolay bırakmam ben... Mutlu ama küçük aile sohbetlerine, yaz günleri kapı önlerine konan masalarda yenen akşam yemeklerine, basit dedikodulara, küçük, gündelik hırslara bağlansaydım belki de hiç ayrılmak, kopmak istemezdim onlardan... Sıkıntıdan patlasaydım bile bırakamazdım... Çok bunaldığımda bir iki hisli şarkı söyler, bir iki duble rakı fazladan içer, sıkıntımı yersiz bulur; buldun da bunuyorsun, haddini bil, otur oturduğun yerde, bak ne güzel, her akşam evine gelen sevgi dolu bir kocan, bacaklarına sarılan şirin çocukların var, bela arama der, otururdum oturduğum yerde; hiç öyle olmasa, öyle hissetmesem bile, ne kadar mutluyum, hayat ne kadar güzel ve eğlenceli bir yer, derdim... Kendime sürekli iyi ve olumlu telkinler verirdim... Hayat böyle geçip giderdi... İyi de olurdu... Her şeyi olduğu gibi kabul eder,haddimi bilirdim...

Sahi ben Niye bu kadar içtim? Neden kendime bu kadar zarar veriyorum?

Ah şu beynimi bir durdurabilsem... Şu yataktan bir kalkabilsem, gidip soğuk suyun altına girip başımı soğuk suya tutup bana acı veren tüm geçmişimden kurtulabilsem diye düşünüyorum...

Gidip televizyonu açıyorum... Rasgele bir kanal çıkıyor. Dolaptan bir şişe soğuk su alıp kana kana içmeye başlıyorum... Akşam
  kimsenin kalbini kırıp kırmadığımı düşünüyorum su içerken... Son günlerde iyiden iyiye hırçınlaşıp, alınganlaştım çünkü... Herkesin benimle uğraştığını düşünüyorum. Oysa yok öyle bir şey. İnsanlar kendilerini yaşıyorlar... Çevremdeki insanlar öyle yalnız ve öyle kırgınlar ki... Hepsinin beklentileri çok büyük, oysa hayat öyle küçük ve öyle imkansızlıklarla dolu ki, herkes koşup koşup hayallerinin, beklentilerinin duvarına çarpıyor...

Kalkmak gerek... Son günlerde niye böyle oldum ben? Nerede benim o eski coşkularım? Nerede o içi içine sığmayan insan? İçimdeki büyüyü yitirdim sanki... O büyü olmadan hiçbir şeyin tadı yok sanki... Bir arkadaşım söylemişti, yirmi yaşında o büyü bitiyormuş insanda... Geriye salt, kuru gerçekler, anlamsız tekrarlar kalıyormuş... Ne ilgisi var, bir yıl önce, bir yıl bile değil, daha birkaç ay önce içimdeki bana sonsuz gibi gelen bir büyüyle bakıyordum hayata....

Rasgele açtığım kanalda Zara'nın sesini duyuyorum. Çok eski bir şarkıyı dokunaklı bir şekilde söylüyor...Birden derin bir sancıyla sarsılıyorum. Her taraftan kirli kan sızıyor bu duygusuz odaya... Bay
 A'nın bir sıtma nöbeti gibi kaplıyor içimi... Nereden açtım şimdi ben bu televizyonu?... Kurtulamayacağım ben bu adamdan... İçimden hiç çıkmıyor ki zaten... Yatağın içinde kıvranıp duruyorum... Yumruğumu sıkıyorum, ellerimi ısırıyorum... Tahammül edilemez bir acı bu... Neden burada, neden yanımda değil?.. Neden yürümedi ilişkimiz?... Soruların sonu gelmiyor... Olmayacak bir şey için neden bu kadar acı çekiyorum... Defalarca denedik... Koptuk, birleştik... Yeniden koptuk... Yapamadık. Dünyanın en büyük acılarını çektirdik birbirimize... Peki neden unutamıyorum onu?... Neden bir başkasına aşık olamıyorum? Onu kafamdan atamazsam kimseye bağlanamam ki... Peki neyin bedelini ödüyorum ben? Kime haksızlık ettim, kimi incittim de böylesine sonu gelmez bir acı çekiyorum? Ödenmedi mi diyetim, bitmedi mi çilem?...
Şuan nerede acaba? Kimle beraber? Benim hissettiklerimi oda hissediyor mu acaba?Neden onu hep başkasıyla sevişirken düşünüyorum? Çok derinlerde yatan bir acı duyuyorum onu düşündüğümde... Ayrıca başkasıyla sevişmesinden çok, ona sarılıp uyuması bana daha çok acı veriyor. Başını onun omzuna koyması, onu koklaması, saçını okşaması...

Tanrım nereden tanıdım bu adamı ben? Şeytan diyor, git evine, kır kapısını, avazın çıktığı kadar bağır, yeter de, yeter benimle oynadığın, ne istiyorsun benden de... Sars omuzlarından, canını acıt, göster ona ne kadar kararlı olduğunu, ürksün senden, şaşırsın, toparlasın kendini... Ama yapamam ki böyle şeyleri ben... Kıyamam ne ona, nede yaşadıklarımıza... Ben en fazla böyle kendimi yer bitirir, dururum. Bir şarkı duyduğumda içim ürperir, ellerimi ısırıp bedenime zarar vermek isterim. Bir sıtma nöbetine tutulmuş gibi, bütün ömrümle birlikte titreyip dururum... Bu ayrılığın bütün suçunu kendimden bilir, onun varlığında bütün terk edilişlerimi aynı anda yaşarım...


İşte en çok böyle zamanlarda o sokak aralarına, ev önlerine konan aile sofralarına özeniyorum. Eşlerini bekleyen kadınlara, ellerinde dolu filelerle evlerinin yolunu tutan aile babalarına... Babalarını ta sokağın başında karşılayıp, bana ne aldın? diye onların ellerine sarılan güleç yüzlü çocuklara... Küçük, ama sağlam mutluluklara... Yoldan çıkmayan, haddini bilen insanlara... Tutkusuz yaşayıp, hayattan çok az şey bekleyenlere...

Ama artık benim için çok geç... Kimse bir başkası olamaz... Yanlış bir hayat doğru yaşanmaz...

Gelirse her akşam yolunu gözlerim inan...
 Gelirse birlikte yaşanınca sevgi tükenmez, çoğalıp artar...
Gelirse ben hep onu severim...
 Yaz akşamları sokak arasındaki evimizin önüne masamızı kurar, çocuklarınızla baş başa yemeğimizi yer
 iyi ki varız, iyi ki yaşıyoruz, deriz...
 İçimiz sıkılınca, bir iki duble fazladan içer, bir iki hisli şarkı daha söyleriz... Elimizdekilerle yetinir
 haddimizi biliriz...














27 Temmuz 2010 Salı

Yasak Ask

Gecebilecegimden fazla gecmisim kendimden
Asla cikamayacagim bir yoldayim

Yollar görünüyor her ictigim kahveden sonra
Degistir yolunu diyorlar
Bu yola devam etme diyorlar
Onlar kötü diyorum
Gidiyorum ardima bakmadan
Dümdüz gidiyorum

Tam yolun sonunu gördüm derken
Artik dönmeliyim diye düsünürken
Basa dönüyorum tekrar

Umut ediyorum sadece
Yapmam gerek en son sey oldugunu bildiigm halde güveniyorum
Ve dönüyorum tekrar o yola
Sil bastan 

7 Gün oldu demesem
Günleri saymasam
Unutsam
Ne olur?

Peki...

Pesimi sen biraksan
Bu yalnistan sen kopsan
Ne olur??


Gözyaşı




24 Temmuz 2010 Cumartesi

Rüya & Kabus

Uzun uyumanin avantaji; en güzel rüyayi görerek uyanmak.
Uzun uyumanin dezavantaji; görmek istemedigin en igrenc rüyadan uyanamamak.

O kadar ki özlemisim seni be Sevgili. Ben sana Ask demisim, Sevgi demisim, Özlem demisim. Sen beni sevmissin. O kadar sevmissin ki, cikmamissin aklimdan. O kadar sevmissin ki, ben özlemimden kahrolmusum.

O kadar ki canimi acitmissin be Dost. Ben sana dost demisim, baci demisim, can demisim. Sen canimi acitmissin. O kadar acitmissin ki, cikmamissin kabuslarimdan. O kadar acitmissin ki, kin beslemisim. 






Gözyaşı







20 Temmuz 2010 Salı

Bir DOST mu?


Bütün fedakarliklari yaptigim bir insandan bunlari duymakta varmis demek ki. Gözümün yasina bakmaz beni yerin dibine koyarmis, ah birde türkceyi konusabilseydi. Yerin dibine koymak!
Bunca yil nasil anlamisim ben seni? Neden katlanmisim? Neden paylasmisim seninle dertlerimi? Neden anlatmisim sana en özelimi? Bile bile. Göre göre. Nasil yaptim ben ya?

Kendime kiziyorum salak gibi. Asil sana kizmaliyim. Sana "Möö" diyordum yaaa. Gercekten bir Möö kadar varmissin. Öküzden bir farkin yokmus. Ama gün gelir devran döner. Herkes ektigini bicer. Sana simdiden kolay gelsin.


Gözyasi







Gittin



Yatiyorum
Sen oksuyorsun
Hissediyorum
Degiyor elin elime
Elimi uzattikca
Gidiyorsun


Gitme!


Gözyasi







...Güvenebilmek....

O....
Ne dersin desin, kendini nasıl haklı çıkarma yoluna giderse gitsin...
İnsandır, mutlaka kendini savunacaktır, hayır yanlış anlamıssın diyecektir...
Ama, ben gördügümü, duydugumu, hissettigimi bilirim...
Bana göre,
Güvenilmek, sevilmekten daha büyük iltifattır..




....duygusal...


Ahmed Arif


Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım.

Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..

Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım

İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım

Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.

Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Vedam


Sensizlige simdiden agliyorum. Vedalasmayi sevmiyorum. Bahaneler hazir bu yüzden.


Gözyasi

15 Temmuz 2010 Perşembe

gözlerimi yumdugumda

Rüyalarimda olacagina
yanimda olsan
Ne zaman gözlerimi yumsam
sen varsin.
Yapamiyorum.
Olmuyor.

Yardim et!
ve Gitme.


Gözyasi

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Uzaklar

Herkesin
olduğu ama kimsenin sana sen diye bakmadığı bir yere gidelim,
Bin kez
öp dudaklarımdan kurutma,
Bir daha gidelim,
Ne olacaksa orada olsun,

Uzakta olsun...
O güneş istediği yerden doğsun,
Gözlerine batsın, Al beni
gidelim...
Her gece bir yıldız seçelim,
Ayılana kadar içelim






Ceyhun Yılmaz










Gözyasi

9 Temmuz 2010 Cuma

Adini koyamadigim.


Avuc icini öpmek o'na ve o an'a sahip olundugu icin bir tür sükretme durumudur, ne kadar özel ve güzel oldugu anlatilamaz adeta

yasanir.







Yine geldi. Sarildi hic birakmayacakmis gibi. Birdaha asla ayrilamayacakmisiz gibi. Biliyorduk ikimizde sonu var bununda. Buda gececek ve buna da alismak zorunda kalacagiz. Biliyorduk ikimiz bu sarilmalarin bir sonu var. Ayrilik cok yakin. Ama o an sadece kokusunu ve nefesini icime cekip birakmamayi düsünüyordum. Hic cikmasini istemedigim en derin en gizli icime cektim seni. Birakmayacagim seni. Bugün, yarin ve o gün...... Birakamayacagim istesemde. Gizli Sevdamsin , yasagimsin, benligimsin SEN. Sokuldum, sokuldum ve gülümsedim yumsacik. Sayiklarcasina „Geldin sen“ dedin. „Evet geldim“, dedim. Ellerime dokundugunda animsayamadigi bir sicaklik vardi avuclarimda. Sevdi, saclarimi, alnimi gözlerimi ve yüzümü ve severken sevgi dolu o sesiyle ve o melül bakislariyla, „Ölüyorum Sana“ diye mirildandi adeta. Aglamakliydi sesi, sustu, daha fazla konusmadi. Ama bilse ki, ben direndim, kalmak ve bir nefes fazla icime cekebilmek icin nasil cabaladim. Ondan baska siginacak bir iklimim olmamis sanki. „Keske elimden birsey gelse, keske yapabilsem“, dedi. Acitiyordu icimi. O sirada egildi kapali avucularima. Acti hissedercesine icimdeki sevgiyi. „Icimi avucuna döksem, beni azicik sever miydin?“. Öpemedi avucumu. Tek dileginin bu oldugunu dile getirdikten sonra gözlerime bakti, öptü avucumda, öptü, yeniden dogruldu ve öptü avucumdan. Simdi biliyorum ki hic solmayacak avucumun icindeki öpücügün.
Ve tekrar -ama son defa degil- ayrilmanin sancisini yasiyorduk.



Gözyasi

6 Temmuz 2010 Salı

pare'me


Gözyaşı'm kızmıyorum ben sana, ve lütfen sende bana kızma...


İnceldigi yerden kopmasına gönlüm razı olmuyor sadece

Ha bugün ha yarın derken, avutuyorum kendimi onla...




...duygusal...

4 Temmuz 2010 Pazar

Dudak tiryakim



Dudak tiryakimsin
Adini anmadigim an yok



Gözyasi

Düşünsem ayrı bir dert, düşünmesem ayrı.
Aglasam ayrı, aglamasam ayrı...
Aglarsam rahatlıyorum
Ama, her aglamamanın yerini daha yeni ve daha derin bir hüzün kaplıyor..
Ya aglamasam???
Boşver miş mi oluyorum.???




...duyguSal....